10 Ağustos 2013 Cumartesi

SÜRELİ BİR İPOTEK ALACAKLISI BU SÜRENİN GEÇMESİNDEN SONRA TAKİP YAPARSA 19. HUKUK DAİRESİNİN GÖRÜŞÜ ARTIK BU KİŞİNİN SIRA CETVELİNDE İPOTEKTEN KAYNAKLANAN İMTİYAZININ OLMAYACAĞI YÖNÜNDEDİR.

T.C. YARGITAY

19.Hukuk Dairesi
Esas: 2010/6497
Karar: 2010/10143
Karar Tarihi: 22.09.2010

(2004 S. K. m. 142)

Dava: Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili ile davalılar yanında müdahale talep eden Av. Yavuz Ulusu ve Av. Murat Ulusu tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 

Karar: Davacı vekili dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde 2. sıraya alınan E. Giyim San. İç ve Dış Tic. AŞ. lehine tesis edilen ipoteğin teminat teşkil ettiği üç yıllık sürenin dolduğunu, cetvelde isabet ettirilen tutarın alacaktan fazla olduğunu ve alacağın ihale tarihi itibariyle belirlenmediğini iddia ederek sıra cetvelinde davalıya ayrılan payın müvekkili iflas masasına aktarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 

Davalı vekili ipoteğin tapuda mevcut olduğunu ve terkin edilmediğini, ipoteğin akit tablosunda fekkinin bildirilinceye kadar ipoteğin hüküm ifade edeceğinin yazılı olduğunu, karz ipoteği niteliğindeki ipoteğe faiz ve fer'ilerinin eklenmesi ile bulunan rakamın gerçek alacak tutarı olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. 

Mahkemece davalının ipoteğinin süresinin dolduğu ve davalıya pay ayrılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıya ayrılan payın iptali ile davacıya tahsisine ve sıra cetvelinin bu şekilde düzeltilmesine karar verilmiş; hüküm davalı vekili ile davalılar yanında müdahale talep eden Av. Yavuz Ulusu ve Av. Murat Ulusu tarafından temyiz edilmiştir. 

1- Müdahale talebi ancak yargılama aşamasında yapılabilir (KURU, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.b., C.IV - s.3508). Hükmün bozulmasından sonra yapılacak yargılama sırasında müdahale mümkün ise de mahkemece yapılan yargılama aşamasında usulüne uygun bir müdahale talebi ve bu yönde verilmiş bir karar bulunmadığından müdahale talep edenlerin temyiz isteminin reddi gerekmiştir. 

2- Davalı iflas idaresi vekilinin temyiz itirazlarına gelince: 

Sıra cetveline itiraz eden alacaklının, sıra cetvelinin iptalinden sonra düzenlenecek yeni sıra cetvelinde yer alabilmesi gerekir. Bu itibarla geçerli bir haczi ya da rehin hakkı bulunmayan kimsenin sıra cetveline itirazda hukuki yararı yoktur. Somut olayda davacı lehine 26.03.1999 tarihinde tesis edilen ipoteğin teminat teşkil ettiği süre dört yılla sınırlandırılmış olup, takip tarihi itibariyle bu süre geçmiş; bir diğer ifade ile davacı lehine tesis edilen ipotek de teminat fonksiyonunu yitirmiştir. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir. 

Sonuç: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenle müdahale talep edenlerin temyiz istemlerinin REDDİNE, 2 sayılı bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.Sıra cetveline itiraz eden alacaklının, sıra cetvelinin iptalinden sonra düzenlenecek yeni sıra cetvelinde yer alabilmesi gerekir. Bu itibarla geçerli bir haczi ya da rehin hakkı bulunmayan kimsenin sıra cetveline itirazda hukuki yararı yoktur. Somut olayda davacı lehine tesis edilen ipoteğin teminat teşkil ettiği süre dört yılla sınırlandırılmış olup, takip tarihi itibariyle bu süre geçmiş; bir diğer ifade ile davacı lehine tesis edilen ipotek de teminat fonksiyonunu yitirmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmek gerekir.

MENFİ TESPİT DAVALARINDA YARGILAMA GİDERİ, VE TAZMİNAT HÜKMÜ DIŞINDA MENFİ TESPİT HÜKMÜ İLAMLI TAKİP KONUSU YAPILAMAZ. BU NEDENLE ASIL İLAMIN EKLENTİSİ NİTELİĞİNDEKİ BU ALACAKLAR ASIL İLAM KESİNLEŞMEDEN TAKİBE KONAMAZ.

T.C. YARGITAY

12.Hukuk Dairesi
Esas: 2007/16255
Karar: 2007/19610
Karar Tarihi: 26.10.2007

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

İcra takibinin dayanağı olan İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.12.2006 tarih ve 2005/158 esas 2006/355 karar sayılı ilamı, takip alacaklısının borçlu olmadığının tesbitine ilişkindir. Alacaklı, ilamda öngörülen yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin tahsili için takip başlatmıştır.

Borçlunun borçlu olmadığını kanıtlamak için açtığı olumsuz tesbit davası sonunda alınan ilamın (davacının davalı alacaklıya borçlu olmadığını) hükme bağlayan bölümü bir tesbit niteliğinde olduğundan ayrıca takip konusu yapılamaz. Ancak, alınan ilamın borçlu yararına hükmedilen yargılama giderleri ve tazminata ilişkin bölümü ise ilamda yazılı miktarın davalıdan alınmasına ilişkin bir tahsil (eda) hükmü niteliğindedir. Bu sebeple ilamlı takibe konu yapılması mümkündür. Ancak; İİK'ın 72/5. maddesinde işin esası ile ilgili olarak icranın kısmen veya tamamen eski hale iadesi ilamın kesinleşmesine bağlanmış olup, tazminat ve giderler esasla ilgili hükmün eklentileridir. İlamın esası kesinleşmeden infaz edilemeyeceğine göre, eklentilerin de borçludan istenebilmesi için hükmün kesinleşmesi gerekir. (HGK 7.11.1990 tarih 1990/12-446 E. 564 K.)

O halde icra mahkemesince duruşma açılarak dayanak ilamın takip tarihinde kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması ve yukarıdaki ilkelere göre bir karar verilmesi yerine eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366. ve HUMK'un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 26.10.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

KAYNAK : İSTANBUL BAROSU DERGİSİ 82. CİLT 2008/1 SAYI

ÜÇÜNCÜ KİŞİYE GÖNDERİLEN HACİZ İHBARNAMESİNE KARŞI GERÇEĞE AYKIRI BEYAN VERİLMESİ HALİNDE ALACAKLI, ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN CEZALANDIRILARAK AYRICA TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİNİ İSTEYEBİLİR.

T.C. YARGITAY

12.Hukuk Dairesi
Esas: 2007/15955
Karar: 2007/19380
Karar Tarihi: 23.10.2007

(2004 S. K. m. 89, 338, 366) (1086 S. K. m. 438) (YHGK. 11.07.2007 T. 2007/12-548 E. 2007/538 K.)

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı ve üçüncü kişi vekilleri tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK'un 438. ve İİK'ın 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından Mustafa'nın bu yoldaki isteğinin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi;

Takipte taraf olmayan üçüncü kişiler adına İİK'ın 89. maddesi gereğince gönderilen birinci haciz ihbarnamesine itiraz edilmesinden sonra alacaklı tarafından icra mahkemesine başvurularak (itirazın kaldırılması ve %40 oranında tazminata hükmedilmesi) isteminde bulunulmuştur.

İİK'ın 89/4. maddesi gereğince alacaklı üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek adı geçenlerin İİK'ın 338/1. maddesine göre cezalandırılmalarını ve ayrıca tazminata mahkum edilmelerini isteyebilir, icra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre inceleyip sonuçlandırmakla görevlidir.

Somut olayda alacaklı dava dilekçesinde yukarıda açıklanan itiraz halinde uygulanması mümkün bulunmayan (itirazın kaldırılması ve tazminat) talep etmiştir. Yasada üçüncü şahsın 89/1 haciz ihbarnamesine itirazı üzerine böyle bir başvuru yolu düzenlenmemiştir. (HGK 11.07.2007 tarih ve 2007/12-548 S.K.)

Bu nedenlerle mahkemece alacaklının yasal dayanağı olmayan itirazın kaldırılması ve tazminat isteminin açıklanan gerekçe ile reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup hükmün üçüncü şahıslar yönünden bozulması gerekmiş, alacaklının temyiz itirazları ise diğer davalılar için istek reddedildiğinden hüküm sonucu itibariyle doğru olup adı geçenin temyiz isteminin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Sonuç: 1- Alacaklının temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle REDDİNE,

2- Üçüncü şahıslar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının adı geçenler yönünden yukarıda açıklanan nedenlerle İİK 366. ve HUMK'un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 23.10.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

KAYNAK : İSTANBUL BAROSU DERGİSİ 82. CİLT 2008/1 SAYI

İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİNDE MAHKEME NEYE DİKKAT ETMELİDİR ?

T.C. YARGITAY

19.Hukuk Dairesi
Esas: 2008/4272
Karar: 2008/5875
Karar Tarihi: 29.05.2008

İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, mali durumunu iyileştirme ümidinin bulunması gerekir. İflasın ertelenmesi talebi üzerine borca batık durumda olan şirketin mali durumunu iyileştirmesi ümidinin bulunmaması halinde şirketin iflasına karar verilmelidir. Mahkemece dosyaya sunulan borca batıklık bilançosuna göre aktif ve pasif durumu incelenerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

ALACAKLI TARAFÇA YATIRILAN SATIŞ AVANSININ BİTMESİ İCRA MÜDÜRÜNCE TAMAMLATMA OLANAĞI HER ZAMAN BULUNDUĞUNDAN SATIŞ İSTEME SÜRESİNİ DÜŞÜRMEZ.

T.C. YARGITAY

19.Hukuk Dairesi
Esas: 2008/4598
Karar: 2008/5941
Karar Tarihi: 29.05.2008

Somut olayda davacının alacaklı olduğu takip dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine haciz konulmuş, yasal süre henüz dolmadan kıymet takdiri ve satış talep edilmiş, buna ilişkin masraf avansı da yine yasal süre dolmadan yatırılmıştır. Bu durumda davacı yanın haczinin düşmediğinin kabulü gerekir; eğer geriye avans kalmamışsa ya da geri kalan avans satış giderlerini karşılamayacak tutarda ise icra müdürünün bu eksikliği her zaman tamamlatması mümkündür.

PARA HACZİNDE HACZİN DÜŞMESİNDEN BAHSEDİLEMEZ.



T.C. YARGITAY

19.Hukuk Dairesi
Esas: 2008/516
Karar: 2008/2804
Karar Tarihi: 21.03.2008

Mahkemece, para alacaklarının haczinde satış isteme süresinin söz konusu olmadığı, haciz tutanağının borçluya tebliğ edilmemesinin haczi geçersiz kılmadığı, 09.05.2005 tarihli haczin .......... Bankası'na ait ilk haciz olduğu belirtilerek şikayetin reddine karar verilmiştir.

2 YILDAN FAZLA SÜRE BİR ŞİRKETİN AKTİFİNDE BULUNAN TAŞINMAZLAR İCRA İLE SATILIRSA BURADA İCRA YOLUYLA SATIŞTA KDV ORANI % 0'DIR. BU MÜZAYEDE İLE SATIŞTA ALICININ ÇOĞALMASI AÇISINDAN OLDUKÇA ÖNEMLİ VE FAZLA BİLİNMEYEN BİR BİLGİDİR.

3065 sayılı KDV KANUNU (DEĞİŞİK BENT RGT: 04.04.2007 RG NO: 26483 KANUN NO: 5615/13) (YÜR. TAR.: 01.05.2007) M.17/4 - r bendi 

r) Kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimleri.